Kategori arşivi: Genel Yazılar

Ordan Burdan…

Bu şekilde yazdığım yazılara da anlamlı başlıklar bulamıyorum haliyle. Aklıma ne gelirse o an yazıyorum.

Size de oluyor mu bilmiyorum… Ne zaman yeni bir yere gitsem ve oradaki damacanadan bardağıma su doldurmaya kalksam muhakkak bardağı taşırıyorum ilk seferinde.

Eğer IIS kullanıyorsanız WordPress 3 ve sonrası versiyonuna güncelleme yapmayın, anasayfada “Redirecting loop” oluyor. Eğer hostinginiz Linux ise güncellemeleri korkmadan yükleyebilirsiniz.

Şundan bundan…

En sevdiğim ve ne kadar dinlersem dinleyeyim hiç bıkmayacağım iki kişi: Barış Manço, Michael Jackson. Ve ikisi de öldü. (Bazen ölmüş olduklarına halen daha inanamıyorum) 🙁

Kol saati kullanmayı sevmiyorum. Kullanmıyorum da…

Cep telefonunu da sevmiyorum. Ama kullanıyorum… iPod’u seviyorum.

😕 Gözlük de sevmiyorum… Mecburen…

Sanırım yanlış meslek seçmişim. 🙂 (Ama emin değilim, yani belki işimi iyi yapıyorum ama yanlış yolda olabilirim yine de)

“Çalışmak ihtiyaçlarımı karşılamayacaksa ve çalıştığım için yeni ihtiyaçlarım doğacaksa, neden çalışayım ki?” sözüne çok katılıyorum.

Şu an yine “bu yazdıklarımdan kime ne ki?” diye düşünüyorum… “Yazıyı silip atsam mı?” diyorum… (Devam ediyorum…) 😡

Evde bir sürü müzik aleti var ama, kimse doğru düzgün müzisyen değil. Müzik aletlerini seviyorum demek ki…

Okumak için alıp okumadığım bir sürü kitabım var…

İşyerindeki masama koymak için alıp halen daha evde paketinde beklettiğim oyuncak figürlerim var.

Masatenisi oynamaya devam etmek istiyorum. Ama bir türlü vakit ayıramıyorum. Tembelliğimden de olabilir.

İşte böyle birşey…

Yeni Yazı II

Akşam TRON’u izledim. Tamam görüntüler, görseller tek kelimeyle müthişti. Ancak konu tam anlamıyla “bullshit“! Böyle saçma sapan birşey olabilir mi?

Ha diyebilirsiniz ki sen elflere, hobbitlere, Sauron’a, Matrix’e inanıyorsun da, bu mu saçma geldi? Yazılımların insan suretlerinde olmasını geçtim, bara gidip içki içmeleri, birinin yazılımlardan oluşturduğu  ordusuna “benim program kardeşlerim” diye hitap etmesi ve sanal olan şeylerin dünyayı ele geçirme planları falan, yaaaa bırak bu işleri.

Film çok iyi ancak hikayenin altı çok boştu. Neresinden tutsan elinde kalır.

Dün eklediğim yazıdan sonra sitenin hiti çok arttı gerçekten de. Buna karşın, hiti arttıran kiteleye teşekkürü borç biliyorum. Bugünlük, kimbilir belkide yanlızca bu yazılık bu kadar.

Youtube’dan beğendiğim bir klipe bitirmek isterim… http://youtu.be/xpcUxwpOQ_A

Yeni Yazı Ekliyorum

Bir blogger arkadaşım bana yaptıklarını anlat, insanlar merak edip okuyorlar dedi. Benim de bu konudaki düşüncem, insanlar benim neler yaptığımla neden ilgilensin ki, olmuştur hep. Onun dediğini yapmak için aslında bu yazıyı yazıyorum diyebilirim. Aşağıda yazanlar bunun ürünüdür.

Eyvah Eyvah 2’yi izledim, çok beğendim, hikaye olarak birbirinin devamı olan filmleri aslında bir bütün olarak görürüm. O yüzden birinciden daha güzeldi demeyeceğim. Hikaye çok daha güzel devam etmiş diyebilirim.

Ofiste yeni bir çalışma düzenine geçiş yaptık. Bu yeni düzen daha iyi oldu mu bilemiyorum, zaman gösterecek.

iPhone yazılım geliştirme olayına başladım, belli bir noktaya geldim. Bu aşamadan sonra gelecek olan iPod(4.g) ‘umu beklemedeyim. Yaptığım uygulamaları gerçek bir cihaz üzerinde deneme fırsatım da olacak böylece. Çok zor, aslında adapte olması çok zor olan bir konu. Ama zevkli. Tabii bir MacBookPro’m olsaydı çok daha rahat bir geliştirme ortamım olabilirdi. Şimdilik VMware üzerine yüklediğim MacOS işletim sistemiyle idare etmek zorundayım.

Fizy açıldı diye duymuştum ama fakat lakin, Fizy’ye girince bana halen daha bir sürü ağız resmi olan sayfa geliyor… Bu normal mi?

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, devam ederim sonra…

Sosyal iş ağı: Neden?

Artık hepimiz söyleyeceklerimizi arkadaşlarımıza duyurabildiğimiz, kendimizi ifade edebildiğimiz bir ortam bulabiliyoruz. Bunu da en çok Facebook aracılığıyla yapıyoruz. Ancak bu durumu mesleki ve kariyersel açıdan ele alırsak, bunu yapabileceğimiz en doğru kanal sosyal iş ağımızdır.

Hayatımızın bir kopyasını sosyal ağımızda yaşıyoruz. Fotoğraflarımızı paylaşıyoruz, uzun zamandır görmediğimiz tanıdıklarımızı arkadaş olarak listelerimize ekliyor ve neler yaptıklarını, durumlarını takip edebiliyoruz. Hatta Twitter’ı abartılı şekilde kullanan arkadaşlarımızın ne zaman tuvalete gittiklerini bile… Sosyal olma ihtiyacından dolayı gün içerisinde ortalama 1 saatimizi Facebook’ta geçiriyoruz. Yaptığımız hemen her şeyi bu sosyal ağlarda paylaşıyoruz. Fakat, profesyonel iş hayatımızda yaptıklarımızı bu sosyal ağlarda paylaşmıyoruz. Neden? İşte burada devreye sosyal iş ağları giriyor. İş yaşamımızın bir kopyasını da sosyal iş ağımıza aktarmamız gerekiyor.

Özellikle bireyler, sosyal iş ağındaki profillerinin kendileri için 7×24 çalışması ve kurumlar da kendilerini daha iyi ifade edebilmek adına bu dünyaya dahil olmalılar.

Artık kurumlar da işe alacakları kişileri ya da iş yapacakları firmaları internetten araştırıyor ve karar aşamasında bu bilgilerden büyük ölçüde yararlanıyor. Bunun yanısıra sosyal iş ağları, İK, iş ve ofis yönetimi maliyetleri söz konusu olduğunda büyük tasarruf sağlıyor. Dolayısıyla, doğru çalışan adayına anahtar kelimelerle ulaşmak ve o kişinin çalıştığı şirketleri veya tanıdığı insanları bulabilmek, işe alım süreçlerinde kurumlara iki yönlü fayda sunuyor. Bugün dünya üzerinde birçok ‘headhunter’ firma ve danışman, personel araştırmalarını sosyal iş ağları üzerinden yapıyorlar. Sosyal iş ağlarının kurumlara sunduğu faydalar sadece iş bulmakla sınırlı değildir.

Online ortamda profesyonel iş çevrenizle iletişimi artırmak, mevcut ilişkilerinizi güçlendirmek ve sürekli kılmak için sosyal iş ağını kullanırız.

Uzman olduğunuz konularda etkin şekilde görüşünüzü bildirebilir, makaleler yayınlayabilir, ihtiyaç olması durumunda beklemediğiniz bir anda ummadığınız yerlerden iş görüşmelerine çağrılabilir, işiniz için yeni proje ve iş olanakları yaratabilirsiniz. Sektörünüzle yada işinizle ilgili sorularınıza, profesyoneller tarafından kısa zamanda yanıt alabilir yada aynı şekilde sorulmuş sorulara yanıt verebilirsiniz.

Sosyal iş ağları mezun olduğunuz okulunuzdan, sektörünüzden ve Türkiye’den onbinlerce bağlantı ile tanışma, yeni iş ve proje geliştirme fırsatları yaratmak için ortam yaratıyor. Sadece iş odaklı bir sosyal paylaşım sitesi, iş arayan profesyonele, kişisel markasını güçlendirmek isteyenlere, işini geliştirmek isteyen patrona, kendi alanındaki önemli profesyonellerle iletişime geçmek isteyenlere ve personel arayan insan kaynakları uzmanlarına eşsiz bir imkan sağlar.

Krizlerde insanlar daha fazla güvendikleri kişisel bağlantılarıyla daha çok iletişime girerler ve bağlantılarını arttırırlar. Böylece krizden kaynaklanan durumlarını, içinde bulundukları sosyal ağlar aracılığıyla gerçek bir katma değere dönüştürürler.

Sosyal iş ağlarının faydalarını kısaca özetlemek gerekirse:
– Kendini özgürce ifade etme imkanı sağlaması,
– Etkileşimli ve her an ulaşabilecek bir yapıda olması olması,
– İş ağı sayesinde ile yeni bağlantılarla tbnışma, iş ağını genişletme,
– Kolay bulunabilme ve erişilebilirliği arttırması
olarak sıralayabilirim.

Mesleklerinde başarılı bağlantılara sahip olmak, mesleki açıdan büyük önem taşıyor. Ve bu başarılı bağlantılar, yeni fırsatlara ve yeni olanaklara çıkan kapıları açmaya yardımcı olur.

Günümüz dünyasında insan kaynakları uzmanları işe alım süreçlerinde çoktan sosyal ağları da dikkate almaya başladılar. Binlerce insan kaynakları uzmanı, danışmanlık şirketlerindeki danışmanlar, Google üzerinden araştırma yapıp, adayların kariyer profillerine ulaşabiliyor. Bir özgeçmişten fazlasını paylaşabileceğiniz bu ağlarda yer almak kariyeriniz için oldukça önemli. Google’da adınızı yazıp arattığınızda, sadece Facebook profilinize ulaşılıyorsa, profesyonel bir profiliniz, online kartvizitiniz yok demektir. Siz de, bu ağ sayesinde, profilinizi güncel tuttuğunuz, yaptığınız projeleri, çalıştığınız işleri, aldığınız eğitimleri güncellediğiniz takdirde, iş dünyasında daha görünür olacaksınız.

Kazanmak isteyenlerin yapması gereken bağlantılarından bir ağ oluşturmak ve bu ağı etkin bir şekilde kullanmaktır.

Sosyal iş ağı: Nedir?

Öncelikle “sosyal ağ” ile “sosyal iş ağı” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Sosyal iş ağları dendiğinde akla hemen “tanıdık çevresi” kavramı gelir. İstatistikler gösteriyor ki bugün işlerimizin çoğunu tanıdık eş-dost-arkadaş çevremiz dediğimiz kişisel ilişkilerimiz vasıtasıyla buluyoruz. Sosyal iş ağları işte bu ‘tanıdık çevresi’nin, günümüz standartları ve online teknolojiler üzerinden ilerleyen aktif bir profesyonel çevreyi oluşturmasını sağlayan sistemlerdir. Mezun olduğumuz okuldan çalıştığımız işlere, tanıdığımız kişilerden, daha önceki iş tecrübelerimize, gerçekleştirdiğimiz projelere kadar istediğimiz her tür bilgiyi sosyal iş ağları aracılığıyla paylaşabiliyoruz. Bu sayede yeni iş fırsatlarına ulaşmamız da kolaylaşıyor.

Başarılı bir sosyal iş ağı ortamı kişisel etkin bağlantılar kurmayı sağlayarak pek çok yeni iş fırsatı sağlayabilir. Bunlardan öne çıkanları, yeni satış kanalları bulmak, yeni iş ortakları edinmek ve özellikle de yeni bir iş arayışında daha iyi bir işi daha hızlı bulmaya olanak vermesidir.

“Sosyal iş ağı”nı tanıdık çevresinin internet üzerine taşınmış hali olarak düşünmek, olayı çok basite indirgemek olurdu. Zira, sosyal iş ağları tanıdık çevresinden çok daha fazlasıdır. Burada, birisine kartvizitinizi verip sonrasında unutulmazsınız. Bir gün o kişiyle irtibat kurmak istediğinizde “Beni hatırlayacak mı acaba?” diye düşünmezsiniz. Çünkü, internet üzerindeki sosyal iş ağınız bu ilişkileri daima sıcak tutmaktadır. Bunun yanı sıra sosyal iş ağları geleneksel tanıdık çevrelerinden hem daha eşitlikçi hem de daha güven verici olma özellikleriyle öne çıkmaktadır. Burada, gerçekte size ait olan başarılar ile öne çıkarsınız.

Sosyal bir iş ağı sayesinde:
– Çeşitli etkinlikler düzenleyerek veya düzenlenmiş etkinliklere katılarak diğer kullanıcılarla yüz yüze tanışma ve çevrenizi genişletme imkânı bulabilirsiniz.
– Gelişmiş profil sayfanız sayesinde kendinizi profesyonelce tanıtabilir ve gizliliğinizi istediğiniz ölçüde sağlayabilirsiniz. Ayrıca dilerseniz profilinizin arama motorlarından da ulaşılabilmesini sağlayabilirsiniz.
– Ana sayfanızı görünmesini istediğiniz bilgilerinize göre düzenleyebilir, sürükle bırak yöntemiyle bilgilerinizin görüntülenme sırasını değiştirebilirsiniz.
– İş fırsatlarını değerlendirip, kendinize kolayca çevre edinebilirsiniz.
– Bağlantılarınızla projeler oluşturup, geliştirebilirsiniz.
– Dosya paylaşım sistemini kullanabilir ve birlikte çalışarak problemlerinizi rahatlıkla çözebilirsiniz.
– Gruplar oluşturup veya gruplara katılıp iletişime geçtiğiniz profesyonel arkadaşlarınız sayesinde yeni fikirler üretebilirsiniz.
– Uzman olduğunuz konularda makaleler yayınlayabilirsiniz.
– Sektörünüzle ilgili sorularınızı sorabilir ve sorulmuş sorulara yanıtlar verebilirsiniz.
– Şirketiniz için en iyi yetenekleri keşfedebilirsiniz.

Profilinizi oluşturken dikkat etmeniz gerekenler:
Sosyal iş ağındaki profilinizi oluştururken eğitim, iş deneyimi gibi alanları dikkatlice doldurarak özgeçmişinizin kısa bir özetini kısa zamanda oluşturabilir, sizi kurumsal hayatta temsil edecek nitelikte profesyonel görünümlü bir fotoğrafınızı ekleyebilirsiniz. Fotoğraf, iş odaklı sosyal platformlarda yüzünüzü tanıtmak için çok önemlidir, mutlaka eklemenizi öneririm.

Profilinizi sürekli güncel tutun. Profilinizde projelerinizden, profesyonel deneyimlerinizden, hedeflerinizden, uzmanlık alanlarınız bahsedin. Siteyi düzenli takip ederek, bağlantılarınızla olan iletişiminizi iş ağınız üzerinden de kurun, tanıyor olabileceğiniz kişiler listesini periyodik aralıklarla gözden geçirin, bağlantılarınızı artırın.

Oluşturulan profiller, kişinin mesleki bilgi ve becerileri, uzmanlığı hakkında anında bilgi edinmeyi sağlarken, iş ağlarında kişi için bir referans mektubu niteliği taşımaktadır. Bunun yanı sıra direkt kişisel referans yazılarını da profilinizde görüntüleyebilirsiniz.

Şu an yaptığınız işe ve hedeflerinize uygun kelimeleri profilinize eklemeyi unutmayın.

Bağlantıda kalmaya değer gördüğünüz kişileri, sosyal iş ağınıza mutlaka bağlantı olarak ekleyiniz. Bir süre sonra bu kişinin, işinden ayrıldığı için güncel bilgiler içermeyen bir kartviziti yerine, her an son iş bilgilerine ulaşabilirsiniz.

Sosyal iş ağında iyi bir şekilde hazırlanmış profiliniz, kariyeriniz ve projeniz için 7×24 çalışacaktır.

Motivasyon: Nedir? Nasıl?

motivation-fun

 

Motivasyon genel anlamıyla bir işi verimli bir şekilde yapma isteği olarak bilinir. Önemli olan sahip olunan motivasyonun iş ortamında da yüksek tutulabilmesidir. Bu konuda çalışanlara destek olunmalı ve işlerin etkin yapılmasını sağlayacak bir ortam yaratılmalıdır. Her insan gerçekte motivasyon sahibidir.

 

Bütün gereken, motivasyonel taktiklerle birlikte yönetimin de aktif katılımı ile çalışanları ödüllendirmeye -sadece maddi olarak değil, manevi ödüllendirmeye yönelik- bilinçli çabaları içeren bir şirket politikasıdır.

 

Motivasyonun insan kaynakları fonksiyonlarının en önemli olanlarından olmasına karşın, uygulamada en fazla ihmal edilenlerindendir. Bunun nedeniyse motivasyonun öneminin çoğu şirket ve yönetici tarafından yeterince farkedilmemesidir.

 

Çalışanın motivasyonu ne kadar yüksekse şirketin başarısına katkısı da o kadar yüksek olur. Bu bağlamda nitelikli çalışanların şirkette tutulabilmesi için
motivasyonu yüksek bir çalışma ortamı sağlanmasının önemi de ortaya çıkıyor.

 

Eğer çalışan yaptığı işten tatmin olamıyorsa, yada yaptığı işten psikolojik ve sosyal bir tatmin alamıyorsa, bir süre sonra aldığı para bu açığı kapatmaya yetmeyecektir. Yaptığı işin kalitesi, işe yarıyor olması ve prestiji, çalışanı şirkete bağlayan en önemli noktalardandır.
Çeşitli basit motivasyon araçları vardır:(ki bunlardan bazıları zaten şirketlerde olmazsa olmaz şeylerdir)
– Belirli aralıklarla şirket yemeği, sosyal aktiviteler, spor faaliyetleri düzenleyerek çalışanları bir araya getirmek,
– Esneklik,
– Çalışanların önemli günlerinin hatırlanması,
– Ofis ve çalışma ekipmanlarının tam ve kusursuz olması,
– Ofis ortamının temiz ve düzenli olması,
– Bireylerin mesleki ve kişisel gelişimleri için kurs ve seminerlere katılımlarının sağlanması,
– Düzenli olarak şirket bülteni yayınlanması yada duyuru panolarıyla şirket hakkında çalışanlara bilgi verilmesi.

 

Çalışanların karar alım sürecine katılmaları, saygınlıklarını arttırma ve kendilerini kabul ettirdikleri duygusunu hissetmeleri açısından çok önemlidir. Çalışanların yetkilerini ve sorumluluklarını arttırmak, özgür bir ofis ortamında daha verimli çalışmaya ve daha yaratıcı işlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır.

 

Çalışanların üzerinde baskıcı bir denetleme mekanizmasının olması, her fikrin sürekli yöneticilere sorularak yapıldığı bir ofis ortamı, çalışanları oldukça zorlayıcı ve verimliliklerini azaltıcı bir etkiye sahiptir. Kişilerde motivasyonun artması için denetimin uygun seviyede kalması gerekmektedir.

 

Samimi ve canayakın çalışma arkadaşlarının bulunduğu ekipler, kişilerde iş tatmininin sağlanmasına yardımcı olur.

 

Çalışanlar genellikle kendilerini belli bir rutine somayacak işleri tercih ederler. Bu nedenle yapılan işlerin çeşitliliği büyük öneme sahiptir. Bunun tersinin olduğu durumlarda çalışanlarda yapılan işten sıkılma, çabuk yorgunluk ve konsantrasyon eksikliği ortaya çıkar. Yapılan işlerin çeşitliliği konusunda da abartmamak gerekiyor. Çeşitliliğin iyi dengelenmesi çalışanların en yüksek motivasyon seviyesine çıkmasını sağlayacaktır.

 

Motivasyon içim ofis ortamı da çok önemlidir. Ofisin temizliği, tertipli ve düzenli olması, ısısı, havalandırması gibi özellikleri çalışanların verimlilikleri için çok önemlidir. Ayrıca ofis ekipmanlarının tam ve kusursuz olması gerekmektedir. Çalışanın en iyi koşullarda çalışabilmesi performansı ve motivasyonu açısından çok önemlidir. Örneğin yavaş çalışan bir bilgisayar yada işi için kullanacağı bir enstrumanı çalışanın kendi imkanlarıyla sağlaması negatif motivasyon sebeplerindendir.

 

Şirketlerin belli aralıklarla çalışanların eğitim gereksinimlerini de gözden geçirmesi ve çalışanlarına bu olanağı sağlaması gerekmektedir. Tabii ki çalışanlar işe alım süreçlerinde belli bilgi ve niteliklerine göre bu işlere alınıyor. Ancak güncel dünyada bilgi ve teknoloji çok  hızlı yenilenmekte. Çalışanların güncellenmiş bilgilerle donatılmaları, şirketin yeni gelişmelere uyum göstermesi ve takip edebilesi açısından çok önemlidir. Bu da önemli bir motivasyon unsurudur.

 

Her insanın ayrı bir doğası vardır. Bu sebeple temel motivasyon unsurları dışında, her çalışanı aynı şekilde motive edemezsiniz. Çalışanı tanımalı ve ona göre bir motivasyon yöntemi geliştirmelisiniz.

 

Motivasyon kaynaklarına göre çalışanları 3 gruba ayırabiliriz:
– Başarı Odaklılar: En çok performanslarının iyi olmasına önem verirler. Onlar için zorlayıcı hedefleri yakalamak en önemli ödüldür. Bu yüzden onlar için hedef belirlerken zorlayıcı ama realist hedefler seçmek gerekir.
– Sevgi Odaklılar: Şirketlerine bir aile ortamına bağlı oldukları gibi bağlanırlar. Onlar için takdir edici bir söz, doğum günü hediyesi, sıcak bir gülümseme, en motive edici ödüllerdir.
– Güç Odaklılar: Etki alanlarının geniş olmasına ve pozisyondan gelen statüye odaklanışlardır. Onlar içinse bir makam otomobili, iş kartındaki başlık, odalarındaki koltuk, onlara rapor veren insan sayısı büyük anlam ifade eder.

 

Son olarak;
Bir şirkette, kapısından girdiğiniz anda özgüveni yada özgüven eksikliğini hissedersiniz. Bu da aslında bir noktada kilitleniyor: Motivasyon yada motivasyonsuzluk.

 

Çalışanlar işe gelirken istekli olarak yapmalılar bunu. Bir şeyi tekrar yapma isteği o şeyi en son nasıl yaptığınız direkt alakalıdır. Örneğin: Haftayı devamlı olarak neşe içinde sonlandırmak, Cuma günlerini “eğlenceli gün” olarak geçirmelerini sağlamak, Pazartesi günü işe bir an önce gelme isteğini uyandıracaktır.

 

Çalışanlar takdir edildikçe moralleri yükselmektedir.

 

Yöneticilerin şimdiye kadar göremediği, motive ve mutlu bir ekiple yüksek performans arasındaki bağın çok önemli olduğu, bunun sonucunun da artan şirket karlılığının olduğudur.

 

Çalışanların motivasyonunu arttırmak isteyen, insana duyarlı kurumlarda “5 Unsur” yaklaşımı çok önemlidir: “İlginç iş”, “Bilgi”, “Katılım”, “Bağımsızlık” ve “Görünürlük”.

 

Yöneticiler, çalışanlara düzenli olarak şirket politikalarını, gelecekle ilgili planları ve teşvik programlarını aktarmak zorundadırlar. Ayrıca çalışanlar yine düzenli olarak performanslarıyla ilgili geri bildirim alma ihtiyacındadırlar.

 

Tüm bu nedenlerle, yöneticilerin sadece çalışanların performanslarını arttırmaları değil, onlara nitelikli bir iş yaşamı sağlamaları da gerekiyor.

.

Soğuk Dere Et Mangal Tesisi

Yalova, coğrafi olarak bir yanından İzmit Körfezinin diğer yanından ise Gemlik Körfezinin uzandığı, yarım ada sayılabilecek bir burunun kuzey tarafındaki bir şehirdir. Burun boyunca doğudan batıya Samanlı Dağları uzanıyor.

Yalova’dan batıya doğru sürekli olarak gittiğinizde en batıda en uçta Armutlu ilçesi vardır. Armutlu burnu batıdaki en uç noktadır. Karşısında İmralı adası var.

Yalova’da bayramı geçirirken şöyle bir etrafı “Gezelim Görelim” diye yola çıktık. Google Earth’ten baktığım kadarıyla Çınarcık-Armutlu arasında bir çok doğal güzellik mevcut. Şelaleler, göller ve yaylalar.

Çınarcık’ı geçip Teşvikiye beldesine doğru yol alıyoruz. Teşvikiye’nin içinden geçip Armutlu’ya direkt gitmek yerine dağ yoluna sapmak gerekiyor bunun için. Biz de öyle yaptık. Buradan itibaren normal yoldan Armutlu 35km mesafede iken dağ yolu tarafından 45km’ye çıkıyor yol. Üstelik bir de yol inişli çıkışlı ve çok kıvrımlı olduğu için ve en fazla 40km hızla gidebildiğimiz için Armutlu’ya (molalar hariç) yaklaşık 2 saatte ulaştık.

Bu yol üzerinde Teşvikiye’yi geçtikten sonra Dipsiz Göle uğradık. Dipsiz Gölü gördükten sonra Erikli Yaylasına ulaşıyoruz. Teşvikiye’den yaklaşık 23km sonra Armutlu’ya 22km kala Selimiye köyüne hemen varmadan, çok güzel bir konumda bulunan Soğuk Dere Et Mangal tesisine ulaştık.

Soğuk Dere Et Mangal tesisi sahipleri uzun zamandan beri ülkemizde hiç görmediğimiz bir şekilde misafir etti bizi. Bu tesiste çay-kahve-su tamamen tesisin ikramı. Biz kendi yanımızda götürdüğümüz yiyecekleri yiyeceğimizi söyleyip, parası karşılığında çay istediğimizi söylediğimiz halde bize hem tesislerini kullandırıp hem de çaylarını ikram ettiler. Uzun zamandır gerçekten de unuttuğumuz bir Turkish Hospitality örneğiydi bu. Trabzonlu hemşehrilerimiz üstüne alınmasın fakat, Trabzon-Uzungöl’de gramını bile göremediğimiz misafirperverliği kilo ile bulunca çok hoşumuza gitti, ülkeme dair umutlarım yeniden yeşerdi. Bu arada yeri gelmişken de söyleyeyim Uzungöl’de doğanın güzelliği dışında başka bir güzelik kalmamış. İstanbul’un kapalı çarşısına dönmüş olay. Tamamen turistik bir mekan olmuş.

Soğuk Dere tesisindeki muameleden sonra gerçekten insanlığın halen daha ölmemiş olduğunu gördüm. Herkese bu tesisi, tesisin doğal güzelliklerini ve mangalda et-köftesini tavsiye ediyorum. Eğer halen daha mangalda pişirilmiş doğal organik mantar yemediyseniz, burada yiyebilirsiniz.

Daha sonra yolumuza devam edip burunun güneyinden Armutlu’ya vardık. Buradan burunun kuzeyinden devam edip Çınarcık üzerinden eve ulaştık. Aslında rotamız güzeldi fakat zaman darlığı nedeniyle pek gezme imkanımız olmadı.

Sonuç olarak toplamda 5 saat süren yolculuğumuzun 3.5 saatten fazlası yolda geçti 🙂 ama olsun yine de saf temiz hava almak çok güzel. İstanbul’un kirli havasından 1 hafta da olsa uzaklaşmak iyi oldu.

Şans Oyunları üzerine…

Bir süredir şans oyunları üzerine düşünmekteyim. Şans oyunları neden vardır? Ne olmuştur da şans oyunları oynatılmaya başlamıştır? Daha doğrusu bir ülkede şans oyunları neden oynatılmaya başlar?

Bana öyle geliyor ki sorunun asıl kaynağı fakirlik. Fakir halkın ülke nüfusu içindeki yüzdesinin büyüklüğü. Hatta olayı daha da açmak gerekirse, normal koşullarda altında hiç bir zaman parasal bakımdan zengin olamayacak olan kişi sayısının, nüfusun büyük bölümünü oluşturması.

Bu insanların isyan etmelerini engelleyen en büyük faktör zengin olma hayalleri ve bu hayallerin gerçekleşme oranının yüzde sıfır olmamasıdır. Her zaman ufak da olsa bir umut yaşatılmalıdır bu insanların yüreklerinde.

Çünkü sistem çok iyi biliyor ki, içlerinde bu umudu taşımayanların çoğunluğu sisteme karşı gelecek ve isyan başlatacaktır. O yüzden mutlaka bu umut canlı tutulmalıdır. Ve sistem bir gün baktı ki yılda 1 kez umutlanmak insanlara yetmiyor. Ayda, yılda bir kez de değil, her hafta yaşatılmalıydı bu umut. Bir gün geldi o da yetmemeye başladı. Artık haftanın neredeyse her günü canlı tutulmalıydı.

Böylece zengin olma umudunu piyangolara bırakmış, sisteme karşı gelmeyen, uyuşmuş, kendini bırakmış bir topluluk meydana geldi. Artık haftanın neredeyse her günü bir şans oyunu var. En azından 50 kuruş verip bir kolonlukda olsa şansı yakalama şansı elde edilebiliyor. İsyan edilmiyor, zenginlik hayali kuruluyor. Hatta işin şansa bırakılmadığı(??!) bahis oyunları bile kanuni bir şekilde yerleşti bu hayallerin içine.

Ne kadar fakir olursa olunsun, her gün olmasa bile en azından yılda bir kez, yılbaşında büyük ikramiye hayaliyle bir piyango bileti almayan birisi var mıdır?

Şans oyunları gereklidir. Neden mi? Çünkü, yaşadığımız devirde asgari ücretle geçinen, eğitimsiz ve sermayesiz bir kişinin düsürt bir şekilde çalışarak, çalıp çırpmadan(!), haram yollara(?) başvurmadan, yüksek mevkiilerde yakini olmadan, birileri tarafından yükseltilmeden zengin olma ihtimali, piyangodan para çıkması ile zaten hemen hemen aynı oranda. Yani çalışarak zengin olunamıyor artık. Tek yol şans oyunları, piyango… Piyangonun helal olma durumu da tartışılırya, o da ayrı konu.

Yani şunu söylemek istiyorum ki; eğer fakirseniz, hiçbirşey yapamıyorsanız en azından gidip bir kolon şans oyunu oynayın. Ama şunu da düşünün: “Şu an mutlu muyum? 500bin liram olsa daha mutlu olur muyum?” Neyi düşünüyorsun, tabii ki olursun…

Yazımı ünlü bir düşünürün sözleriyle bitirmek istiyorum. “Belki de sıra sizde…”, “Umut fakirin ekmeği…”